Bir Yüzleşme senfonisi


Şöyle bir bakmalısın pencereden,
Hatırlanmaya değer ne varsa geçmeli gözlerinin önünden,
Bir perdelik oyun misali, seyretmelisin yalnızca...
Çok uzakta kendi hayalini görmelisin;
Sana çok uzaklarda,
Geçmişte yaptığın hataların daha da ötesinde bulmalısın kendini.
Birden bir şeyler olmalı; şimdi tarifini yapamadığın,
Karanlığa boğulup gitmek istemelisin,
Matemli bir gecenin ortasında öylece kalakalmalısın...
O melankolik odanda mumlar yakmalısın
Işıkları güllerle beraber masanın üstünü süslemeli,
Ardından peşindeki hayalinin karşısına geçip oturmalı,
Baş başa kalmalısın…
Birden aklının ucuna bir yere takılmalı,orada hapsolmalısın
Prangaya vurulmuş mahkum gibi çaresizce
Uykusuz kalmalısın sabahlara dek.
Her nefesinde onun ismini söylemek istemeli dilin,
Ama ucuna kadar gelmeli ,orada takılıp kalmalı,
Bir türlü diyememelisin,
Hayalinde canlanır gibi olmalı yüzü,
Ama ...birde bakmış ki, unutuvermiş olmalısın...

Şöyle bir bakmalısın pencereden
Sokaklarda gezinmeli ruhun sanki,sonra...
Bir titreme gelmeli gece yarısı içine bir korku ,bir ürperti
Bir musibet gibi çökmeli ansızın üstüne,
Başın öne eğilmeli,gözlerin dolmalı ağlamaklı,
Burnunun ucu kızarmalı ,yanakların pembeleşmeli,
Bir koskoca ummanda boğulacak gibi olmalısın,
Nefesin yettiğince bağırmak ,haykırmak istemelisin,
Herkes duymalı seni;
Bir ses çığlık çığlığa yankılanmalı sokaktan...
Belki uzaklardan bir bozacının çıngırağı duyulmalı,
Varoşlardaki çocukların bağrışmaları gelmeli kulağına,
Birde bakmış ;karanlığın ötesinden çıkagelmiş ümitlerimiz,
Kaldırım taşındaki gölgelerinden korkup kaçmalılar yine,
Gıcırdayan bir kapı sesi duymalısın sonra,
Kapı aralanmalı,ne görmeli :
Kapı ardında saklanan meğer yine sen oluvermişsin…
Ya da kuru bir yaprağın kaderini paylaşmalısın
Rüzgarın karşısında oradan oraya çaresizce savrulan
En sonunda kum gölüne karışmalısın ,kirletilmiş duyguların gibi...

Sonra çıkmaz sokağın bitiminde bir ışık belirmeli;
Bir rüya bir hülya...
Belki de sadece hayallerin aksetmişti gözlerinin perdesine,
Bu bir oyundu belki de yapmacık roller oynanan,
Sahte aktörler falan, oysa senin hep gerçek sandığın...
Hani düşlerimiz vardı,buluşup sahilde dolaşacaktık,
Kıyıda bekleyen kayıklardan birine binecektik,
Kıyıdan yüzecektik hep, bir yelkenli görecektik uzakta,
Birden bir dalga çıkacaktı denizde,
Fırtına her şeyi alıp götürecekti alabora olmuş kalplerimizden…

Şöyle bir bakmalısın pencereden,
Gönül gözün kapanmaya başlayacak sonrasında,
Bittiğini anlayacaksın düşlerinin,
Göz kapaklarının perdesinde kapanacak rüyalar,
Bir seraba dönüşecek...
Oysa istemiştim ki ben :
Seni unutmaya yemin ettiğim gün gibi olmalıydı her şey,
Sana ait ne varsa eğer,silinip gitmeliydi kalbimden…
                                                        emir ertaş       25.04.2004